Değişim, dönüşüm, şartlar… Tarih boyunca erkek giyim formlarındaki değişimler kimi zaman bir müzik türünün topluma sirayet etmesiyle değişmiş, kimi zaman ise bir savaşın bıraktığı izler ile…

Birazdan okuyacağınız yazıda göreceksiniz ki klasik erkek giyim tarihi birden çok karakter ve olaya sebep-sonuç ilişkisi içinde sahne olmuş. Tıpkı bir Tarantino filmi gibi…

Victoria Devri Biterken: 1800’lerin Sonu

19. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde erkek görünümü birkaç önemli parçadan oluşmaktaydı. 19. yüzyılın başlarına nazaran erkek giyimi daha cesur ve maliyetli hamleler yapıyordu. Bu cesur hamlelerin en önemli parçalarını ise silindir şapka, frak, cep saatleri ve bastonlar oluşturuyordu. Klasik erkek giyiminin bu denli zahmetli parçalardan hazırlanması, dönemin orta sınıfının alım gücünü çok ama çok aşıyordu. Dönemin erkek modasına öncülük edenler, niş bir kitle olmasına karşılık bu giyim tarzını tüm dünyaya yaymayı başardılar. ‘’Victoria’’ döneminin de sonu olarak nitelendirilen 19. yüzyılın sonlarında bu tarz bir görünüm kazanan beylere ‘’dandy’’ diye hitap edildiğini de belirtmeden geçmeyeyim.


Dandy görüntüsü

Burjuvazi Etkiler: 1900-1920

20’inci yüzyılın ilk yıllarında klasik giyim denilince 3 parça kendisini öne çıkarıyordu: klasik ceket, yelek ve klasik pantolon. Dönemin centilmenleri gün boyunca kendisini gösteren kravat onunla uyumlu ceket ve yelekleri tercih ediyor, görünümüne kontrast zevkler katmak için ise genellikle ince çizgili ve farklı renklerdeki bir pantolonu tercih ediyorlardı. Çağın zengin centilmenleri dönemin kadınları gibi günde en az 2 takım değiştirirlerdi. Genel olarak klasik giyim parçalarının karakteristik özelliklerini, koyu renk takım ve kaliteli kumaşlar oluştururdu.


Sökülebilir yakalar dönemin klasik erkek giyiminde önemli bir öğeydi

1910’lu yıllara gelindiğinde ise, centilmenler daha rahat ve basit bir klasik giyim anlayışını benimsemeye başladılar. Dar bir pantolon; basit yapıdaki bir gömlek ve ceket ile tamamlanıyordu. Bu sade ve rahat görünümlerine ise ‘’western’’ tadındaki ‘’Gambler Hat ve ‘’Two tone boots’’ (binici botu) eşlik ediyordu. Ayrıca şunu da belirtmeden geçmeyeyim: Bu döneme ait erkek giyim dünyasındaki en önem yenilik, fotoğraftaki beylerde de görebileceğiniz üzere ‘’sökülebilir yakalar’’ oldu. Kendisine bakan ve temizliğe tepeden tırnağa önem veren centilmenler o dönemin trend erbapları olmayı başarmıştı.

Optimist Ruh Erkek Giyimini Ele Geçirdi: 1920’ler

Savaş sonrasına denk gelen bu döneme ‘’jazz çağı’’ denildi. İyimserliğin başı çektiği bu dönemde, optimist bakış açısı giyimden müziğe birçok alanda kendisini gösterdi. Geçmiş yıllara oranla daha basit ve rahat takım elbiseler tercih edildi. Koyu renkli takım elbise yerini daha açık ve parlak renklere bıraktı. 1920’li yıllarda papyon, erkeklerin aksesuar tercihlerinde kravatları tahtından etti. Pantolon askıları yerini kemerlere bıraktı. Pantolonlarda ise radikal bir değişim yaşandı. Oxford Üniversitesi’nden bir kıvılcım gibi yayılan ve‘’Oxford Bags’’ olarak adlandırılan geniş size pantolonlar, klasik giyimde birinci tercih oldu ve dar pantolonların suratının düşmesine neden oldu. Bir diğer değişim ise gömleklerde meydana geldi. Geçmiş 10 yılda tercih edilen beyaz çizgili gömlekler yerini ‘’renklere’’ bıraktı. Savaş sonrası ortaya çıkan ‘’optimist ruh’’ erkek klasik giyimini baştan aşağı ele geçirmişti…


Geniş paçalar ve takım elbise de daha rahat çizgiler ile 20’li yıllar

Superman Silüeti ve 1930’lar

24 Ekim 1929’da, ekonomik çöküntüler dünya moda endüstrisine büyük bir darbe indirdi. Giysi üretiminde yapılan kesintileri, kumaş ve malzeme maliyetlerinin düşmesi izledi. Bu süreci 180 derece aksi istikamete döndüren ise giyinmeyi yaşam biçimi haline getiren centilmenler oldu. O dönemde de şık görünmekten vazgeçmeyen centilmenler birden çok çözüm yolu aradılar ve sonunda erkek takım elbiselerine yeni bir karakter kazandırmayı başardılar.

Bu karakterin adı ise ‘’Superman’’ oldu. Superman gibi geniş omuzlara sahip olmak isteyen centilmenler ceketlerinde omuz vatkası kullanarak çok daha geniş bir görünüme sahip oldular. Ayrıca ceketin bel kısmı vücuda yapışır ölçülerdeydi. Mükemmel ve elegant erkeği yaratma ütopyası peşinden koşuyorlardı. Bu dönemin erkek klasik giyimine nötr ve karanlık erkekler hâkimdi. Bunun nedeni ise o dönemin ekonomik buhranlı yapısıydı. Kumaş konusunda sıkıntı yaşanan bu dönemde, yün, tüvit ve keten 3’lüsü hâkimiyeti eline geçirmeyi başarmıştı. Bu dönemde ayrıca Oxford tipi ayakkabılar güçlü konumunu korudu. Erkeklerin ayakkabı konusunda diğer tercihleri ise mokasen ve loafer’lar oldu. Ayakkabıların yanlarından ayırmadığı en yakın arkadaşları olan çoraplar ise genellikle o dönemde parlak, ince ve çizgili gibi üç karakteristik özelliğe sahip durumdaydı.

30’ların sonu ise çok eğlencenin ön planda olduğu ‘’Swing’’ dönemine ev sahipliği yaptı. Eğlenceli Swing müziği ve dansının havalı genleri, erkek giyiminin dinamiklerini etkileyerek ‘’Zoot Suit’’ akımının bu döneme egemen olmasına önayak oldu. Zoot Suit, uzun ve omuzları geniş vatkalı ceket ile şalvar gibi üstü geniş, paçası dar pantolonun birbirleriyle yakaladıkları uyumla ortaya çıkan ve erkek giyiminde önemli bir yer edinmiş takıma verilen ad idi. O dönem ‘’Zoot Suit’’ akımına tüy detaylı fötr şapka ve dize kadar uzanan zincir aksesuarı eşlik ediyordu.

Hazır Giyimin Doğuşu: 1940’lar

1940’ları İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği yıllara denk gelen ve genel olarak toplumların refah içinde yaşamaya başladığı dönem olarak adlandırabiliriz. Savaştan sonraki klasik erkek giyimi ise geçmiş yılların aksine çok daha mütevazı bir görünüm sergiledi. 1930’ların sonlarında trend olan ‘’Zoot Suit’’ fazla kumaş kullanımı nedeniyle bu dönemde eleştirilerin hedefi haline geldi. Gösteriş ve savurganlığın yerini pragmatik bir düşünce yapısı aldı. Bu dönem, kruvaze ceketlerin ve geniş pantolonların geri dönüşüne şahitlik etti. Renkler yeniden moda sahnesine çıktı. Renklerin dönüşü ile birlikte tahtını geçen dönem papyona bırakan kravatlar hemen hemen her centilmenin en önemli aksesuarı oldu. Bu en önemli aksesuar 40’lı yıllarda kişinin kişiliğini yansıtmasındaki en önemli parça olarak kabul gördü. Ayrıca bu dönemde farklı renklerdeki kravatlara kravat iğneleri eşlik etti.

Ayrıca 1940’lı yılları hazır giyimin doğduğu dönem olarak da nitelendirebiliriz. Hazır giyimin doğuşuyla uygun fiyatlı ürünler ortaya çıktı. Uygun fiyatlar ise erişilebilirliği artırdı. Ancak hazır giyim firmaları tarafından sunulan ürün seçenekleri stil sahibi değildi ve çeşitlilik kısıtlanmıştı. Piyasadaki potansiyeli gören giyim üreticileri her sezon için özel koleksiyonlar hazırlamaya başladılar. Giyim üreticilerinin daha fazla para kazanma düşüncesi‘’Perakende’’ trendini ortaya çıkarmıştı. 1930’lu yıllarda benimsenen ve uzun süre kalitesini koruyan kişiye özel ‘’ideal klasik takım elbise’’ formu yerini o an moda olan kısa süreli ürünlere bıraktı. Daha fazla satış düşüncesi, estetik ve dayanıklılığın önüne bir duvar gibi çıkmıştı…